19 Eylül 2013 Perşembe
TİLKİLİK BELGESİ
Günün birinde bir tilki, ormanda genç bir tavşanla karşılaşmış. “ Sen nesin?” diye sormuş tavşan. Tilki: “Ben tilkiyim ve canım isterse seni yiyebilirim” demiş. “peki tilki olduğunu nasıl kanıtlayabilirsin?” diye sormuş tavşan. Tilki ne diyeceğini bilememiş, çünkü şimdiye kadar karşısına çıkan tavşanlardan hiçbiri ona böyle sorular sormamış, kaçmışlar..
Tavşan: “Tilki olduğuna dair yazılı bir kanıt gösterebilirsen sana inanırım” demiş.
İnsan zihni de böyle işler. Yazılı bir şey gördüler mi hemen inanırlar. Yazılı ve basılı sözcüklerin insanlar üzerinde hipnotize edici bir etkisi vardır. Bu yüzden aptal gazetelere bile inanmaya devam ederler, çünkü yazılmış, basılmış bir şey bu, demek ki doğru olmalı diye düşünürler. Bu nedenledir ki yalan, sahte, uydurma ve ahmakça şeyler dolaşımda olmaya devam eder.
Tilki doğru aslana koşup, ondan tilki olduğuna dair bir onay belgesi almış.
Tavşanın beklediği yere geri dönüp belgeyi okumaya başlamış. Bu onu öylesine keyiflendirmiş ki, her paragrafın üzerinde dura dura, uzun uzun okumuş. Belgenin ana fikrini daha ilk satırlarda anlayan tavşan bir oyuktan içeri dalıp gözden kaybolmuş..
Tilki aslanın mağarasına geri dönmüş ve onu bir geyikle konuşurken bulmuş.
Geyik: “Aslan olduğuna dair yazılı bir kanıt görmek istiyorum…” diyormuş.
Aslan: “ Aç olmadığımda böyle bir şeyle uğraşmam gerekmez..Aç olduğumda ise yazılı şey görmene hiç gerek kalmaz.Zaten öğrenirsin…”
Tilki aslana: “ Peki tavşan için bir belge almaya geldiğimde bunu bana niye söylemedin?.” diye sormuş.
“Sevgili dostum” demiş aslan, “ belgeyi isteyenin bir tavşan olduğunu söyleseydin ya bana! Ben onu bazı sersem hayvanlara bu eğlenceyi öğreten ahmak insanoğlunun biri için sanmıştım.”
Gerçek de böyledir.
Onu görecek gözün varsa, anında görürsün.
Gerçeğin kanıta ihtiyacı yoktur…
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
19 Eylül 2013 Perşembe
TİLKİLİK BELGESİ
Günün birinde bir tilki, ormanda genç bir tavşanla karşılaşmış. “ Sen nesin?” diye sormuş tavşan. Tilki: “Ben tilkiyim ve canım isterse seni yiyebilirim” demiş. “peki tilki olduğunu nasıl kanıtlayabilirsin?” diye sormuş tavşan. Tilki ne diyeceğini bilememiş, çünkü şimdiye kadar karşısına çıkan tavşanlardan hiçbiri ona böyle sorular sormamış, kaçmışlar..
Tavşan: “Tilki olduğuna dair yazılı bir kanıt gösterebilirsen sana inanırım” demiş.
İnsan zihni de böyle işler. Yazılı bir şey gördüler mi hemen inanırlar. Yazılı ve basılı sözcüklerin insanlar üzerinde hipnotize edici bir etkisi vardır. Bu yüzden aptal gazetelere bile inanmaya devam ederler, çünkü yazılmış, basılmış bir şey bu, demek ki doğru olmalı diye düşünürler. Bu nedenledir ki yalan, sahte, uydurma ve ahmakça şeyler dolaşımda olmaya devam eder.
Tilki doğru aslana koşup, ondan tilki olduğuna dair bir onay belgesi almış.
Tavşanın beklediği yere geri dönüp belgeyi okumaya başlamış. Bu onu öylesine keyiflendirmiş ki, her paragrafın üzerinde dura dura, uzun uzun okumuş. Belgenin ana fikrini daha ilk satırlarda anlayan tavşan bir oyuktan içeri dalıp gözden kaybolmuş..
Tilki aslanın mağarasına geri dönmüş ve onu bir geyikle konuşurken bulmuş.
Geyik: “Aslan olduğuna dair yazılı bir kanıt görmek istiyorum…” diyormuş.
Aslan: “ Aç olmadığımda böyle bir şeyle uğraşmam gerekmez..Aç olduğumda ise yazılı şey görmene hiç gerek kalmaz.Zaten öğrenirsin…”
Tilki aslana: “ Peki tavşan için bir belge almaya geldiğimde bunu bana niye söylemedin?.” diye sormuş.
“Sevgili dostum” demiş aslan, “ belgeyi isteyenin bir tavşan olduğunu söyleseydin ya bana! Ben onu bazı sersem hayvanlara bu eğlenceyi öğreten ahmak insanoğlunun biri için sanmıştım.”
Gerçek de böyledir.
Onu görecek gözün varsa, anında görürsün.
Gerçeğin kanıta ihtiyacı yoktur…
2 yorum:
- Elif Kararlı dedi ki...
-
Üzerine düşünülmesi gereken bir hikaye..Hayvanlardan ders alması gerekenler de var !
-
19 Eylül 2013 09:05
- DERVİŞ dedi ki...
-
Teşekkürler Pabuç
-
21 Eylül 2013 04:24
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Popüler Yayınlar
-
Biz çocukken, tepesinde bir dantela örtüyle başköşede duran yeşil ışıklı ahşap radyomuzdan, hüzzam makamında ayrılık şarkıları yayılırdı...
-
Beş yaşında yetim kalan bir çeçen çocuk annesiyle yalnız yaşamaktadır. Fakirdirler, ekilecek biçilecek çok fazla arazileri de yoktur. Belli ...
-
Anadolu’nun orta vilayetlerinden bir köyde yavaş yavaş güneş batmaya hava kararmaya başlar. Karanlık iyice çöker köyün üzerine. Evlerden bir...
-
Uzun çok uzun yıllar önce mutluluk ve güzellik içinde yaşayan bir topluluk varmış. Başarılı, sevecen,dürüst insanlarmış bunlar. Bu toplumu ...
-
Yoruldum; anlaşılmamaktan, Sevdiklerimi, sevenlerimi "dost" yapmaya çalışmaktan, Yüreğime kulak tıkayıp mantıklı olmaya çalışmakta...
2 yorum:
Üzerine düşünülmesi gereken bir hikaye..Hayvanlardan ders alması gerekenler de var !
Teşekkürler Pabuç
Yorum Gönder