27 Aralık 2010 Pazartesi

24 Saatim






06:00 Günaydın yeni gün, günaydın sigaram.
Sabah sigarasını içmeden afyonum patlamıyor. Sigaradan sonra duş ve traş faslı var. 06:20 de bir gün önceden oğlumla kararlaştırılan kahvaltı hazırlığına başlarım. 06:40-07:00 arası oğlumu uyandırma mücadelesi :). 07:30 Oğlumun servisi kapıya gelir. Onu gönderince bir sigara molası, sonra kızımın kahvaltısının hazırlığına geçerim. 07:40-08:00 kızımı uyandırma mücadelesi başlar. 08:25 te Kızımı gönderirim. Onun okulu eve 200 metre mesafede olduğu için daha rahat. Sabah bulaşıkları, odaların ve yatakların toplanması, genel temizlik ve etrafı toplama, kedimiz Köpük'ün mamasını suyunu değiştirme, tuvaletini temizleme faslından sonra 09:00-09:30 arası işyerimde olurum. İşyerim evimin hemen yanındaki bina :) Yürüyerek 1 dakika arabayla 2 dakika sürüyor. Haftasonları arabayı apartmanın önünde bıraktığımda mecburen arabayla gidiyorum ve daha uzun sürüyor yol. İşyerinin genel kontrolü, hasta hayvanların ilaçlarının mamalarının verilmesi vs den sonra kahve- sigara molası. Daha sonra maillere bakma, face te gezinme bloğu kontrol etme ve varsa yazılacak yazı onu yazma faslından sonra randevulu hastalarla görüşmelerim olur. Öğle arası yemek ve varsa dışarıdaki işler halledilir.

Boş vakitlerde gazete, dergi, kitap ve internetle doldurulur. Yani hiç boş vaktim yok desem yeridir. Bazı insanlar görürüm, işyerinde otururken boş boş camdan dışarıyı seyrederler. Benim böyle bir lüksüm hiç olmadı. Mutlaka yapacak bir şeyler bulurum. Akşam dış hastaya gideceksem 17:30 da işyerinden çıkarım. Dış hastaya gitmeyeceksem 18:00 de ayrılırım klinikten. Market, manav, kasap faslından sonra bir gün önceden kafamda hazırladığım menü için eve geçerim. Benden bayanlara bir tavsiye: eğer yapmayı düşündüğünüz yemeklerin listesini buzdolabının kapağına liste halinde asarsanız çok kolaylık oluyor. Ben kahvaltılık menüsü ve akşam yemeği menüsü olarak iki ayrı liste yaptım ve yarın ne pişireyim derdi olmuyor. Listeden hemen seçiyorum bir gün öncesinden. Çocuklar sebze yemeklerini pek sevmediği için benim de işime geliyor kolay ve lezzetli yemekler. Henüz ev hanımlığının başlarındayım ama 3 ayda bir kez yemeğin altını yaktım sadece. Onda da bir taraftan ütü yapıyordum bir taraftan yemek yapıyordum çocuklarında yatma hazırlığı başlamıştı. Yemeği ocakta unutmuşum :). En geç 19:00 da yemek hazır oluyor. Yemekten sonra hep beraber sohbet ve televizyon faslımız oluyor. Yemekten hemen sonra içtiğim çay benim adeta benzinim. O çayı içmezsem yerimden kalkacak halim kalmıyor. O yüzden hemen çayımı demler, içerim. Saat 20:00 de çocuklar ikinci kez ders etüdüne giriyorlar :) Her seferinde homurdansalar da kurtuluşlarının olmadığını biliyorlar. Onlar ders çalışırken ben sofrayı toplayıp bulaşıkları hallediyorum. Meyvelerini, abur cuburlarını ve sıcak çikolatalarını hazırlarım. 21:00 - 21:30 arası hazırladıklarımı yeriz ve sohbet ederiz. Eğer sevdikleri bir proğram varsa televizyon izlerler. İzlemek istedikleri bir şey yoksa onlar laptoplarını alır internete girerler, kumanda da bana kalır. 21:30 da yatma hazırlığına başlanır ama 22:00 de yataklarına zor girerler. İkisininde yıllardır sürdürdüğü gzüel bir alışkanlığı var. Her gece kitap okurlar. 20-30 dakika kitap faslından sonra oğlum çoğunlukla kitap elinde uyur kalır, kızım ise uykuya geçeceğinde beni çağırır. Üzerini örterim, iyi geceler öpücüğünü veririm ve ışığını kapatırım. Tamaen kendime ayırdığım saat gelmiştir artık. İnternette yapılacak işlerim varsa onları yaparım, bloğumun günlük düzenlemeleri ve incelemelerine göz atarım. İnternet gezintim bitince TVden radyo Nostalji ya da Virgin radyo eşliğinde kitap okurum. Yarınki yemekler ve diğer işleri gözden geçirir, çocukları kontrol eder 24:00 - 01:00 arasında yatağıma yatarım.

Deliksiz uyku derler ya hani, işte uyuduğumda tam dedikleri gibi deliksiz bir uyku çekerim. Belkide bu yüzden 5-6 saat uyku bana yetiyor.

Şimdi belki içinizden "iyide bunlardan bize ne" diyenler çıkabilir. Beni okurken benim hakkımda olumlu ya da olumsuz yorumlarda bulunmadan önce benim hakkımda biraz da olsa bilginiz olsun istedim. Umarım sıkmamışımdır...

Not: Resimdeki ben değilim. Ben elektrikli süpürge kullanırım, benim çocuklar büyük ve de ben erkeğim. :)

3 yorum:

mirza dedi ki...

Sizde ben gibisiniz tek fark çocuk yok çünkü evlenmemiş bir geçkinim :) Düzeni sevmeniz harika o ipin ucu kaçarsa yandık zaten ve ben yalnız yaşıyorum birde. Bence güzel bir 24 saat. Bende İstanbulda yaşayan biri olarak o araba faslına fazlasıyla katılıyorum :) Aman ha aman durumu. Huzurnuz ve afiyetiniz he daim olsun tşkkrlr.

Derviş dedi ki...

Güzel dilekleriniz için teşekkürler. Sizinde her daim huzurunuz sıhhatiniz yerinde olsun. Her şey gönlünüzce olsun.

convaly dedi ki...

Ben gününüzü okurken, yalın ve içten anlatımınızla içinde barındırdığı sıcaklığı hissettim adeta. Boş boş, saatlerce iş yerinizin ya da evinizin camından dışarı bakıyorsanız aslında yaşamıyorsunuz demektir. Zaten yaşamda insanı karamsarlığa, umutsuzluğa sürükleyen de o anlamsız boş saatler değil midir? Yaşamımızın kara delikleri gibidirler ve içimizdeki her şeyi emerler. Kara delikleriniz olmadan dolu dolu süren hayatınızın o sıcaklığının her daim sizinle olması dileğiyle...

27 Aralık 2010 Pazartesi

24 Saatim






06:00 Günaydın yeni gün, günaydın sigaram.
Sabah sigarasını içmeden afyonum patlamıyor. Sigaradan sonra duş ve traş faslı var. 06:20 de bir gün önceden oğlumla kararlaştırılan kahvaltı hazırlığına başlarım. 06:40-07:00 arası oğlumu uyandırma mücadelesi :). 07:30 Oğlumun servisi kapıya gelir. Onu gönderince bir sigara molası, sonra kızımın kahvaltısının hazırlığına geçerim. 07:40-08:00 kızımı uyandırma mücadelesi başlar. 08:25 te Kızımı gönderirim. Onun okulu eve 200 metre mesafede olduğu için daha rahat. Sabah bulaşıkları, odaların ve yatakların toplanması, genel temizlik ve etrafı toplama, kedimiz Köpük'ün mamasını suyunu değiştirme, tuvaletini temizleme faslından sonra 09:00-09:30 arası işyerimde olurum. İşyerim evimin hemen yanındaki bina :) Yürüyerek 1 dakika arabayla 2 dakika sürüyor. Haftasonları arabayı apartmanın önünde bıraktığımda mecburen arabayla gidiyorum ve daha uzun sürüyor yol. İşyerinin genel kontrolü, hasta hayvanların ilaçlarının mamalarının verilmesi vs den sonra kahve- sigara molası. Daha sonra maillere bakma, face te gezinme bloğu kontrol etme ve varsa yazılacak yazı onu yazma faslından sonra randevulu hastalarla görüşmelerim olur. Öğle arası yemek ve varsa dışarıdaki işler halledilir.

Boş vakitlerde gazete, dergi, kitap ve internetle doldurulur. Yani hiç boş vaktim yok desem yeridir. Bazı insanlar görürüm, işyerinde otururken boş boş camdan dışarıyı seyrederler. Benim böyle bir lüksüm hiç olmadı. Mutlaka yapacak bir şeyler bulurum. Akşam dış hastaya gideceksem 17:30 da işyerinden çıkarım. Dış hastaya gitmeyeceksem 18:00 de ayrılırım klinikten. Market, manav, kasap faslından sonra bir gün önceden kafamda hazırladığım menü için eve geçerim. Benden bayanlara bir tavsiye: eğer yapmayı düşündüğünüz yemeklerin listesini buzdolabının kapağına liste halinde asarsanız çok kolaylık oluyor. Ben kahvaltılık menüsü ve akşam yemeği menüsü olarak iki ayrı liste yaptım ve yarın ne pişireyim derdi olmuyor. Listeden hemen seçiyorum bir gün öncesinden. Çocuklar sebze yemeklerini pek sevmediği için benim de işime geliyor kolay ve lezzetli yemekler. Henüz ev hanımlığının başlarındayım ama 3 ayda bir kez yemeğin altını yaktım sadece. Onda da bir taraftan ütü yapıyordum bir taraftan yemek yapıyordum çocuklarında yatma hazırlığı başlamıştı. Yemeği ocakta unutmuşum :). En geç 19:00 da yemek hazır oluyor. Yemekten sonra hep beraber sohbet ve televizyon faslımız oluyor. Yemekten hemen sonra içtiğim çay benim adeta benzinim. O çayı içmezsem yerimden kalkacak halim kalmıyor. O yüzden hemen çayımı demler, içerim. Saat 20:00 de çocuklar ikinci kez ders etüdüne giriyorlar :) Her seferinde homurdansalar da kurtuluşlarının olmadığını biliyorlar. Onlar ders çalışırken ben sofrayı toplayıp bulaşıkları hallediyorum. Meyvelerini, abur cuburlarını ve sıcak çikolatalarını hazırlarım. 21:00 - 21:30 arası hazırladıklarımı yeriz ve sohbet ederiz. Eğer sevdikleri bir proğram varsa televizyon izlerler. İzlemek istedikleri bir şey yoksa onlar laptoplarını alır internete girerler, kumanda da bana kalır. 21:30 da yatma hazırlığına başlanır ama 22:00 de yataklarına zor girerler. İkisininde yıllardır sürdürdüğü gzüel bir alışkanlığı var. Her gece kitap okurlar. 20-30 dakika kitap faslından sonra oğlum çoğunlukla kitap elinde uyur kalır, kızım ise uykuya geçeceğinde beni çağırır. Üzerini örterim, iyi geceler öpücüğünü veririm ve ışığını kapatırım. Tamaen kendime ayırdığım saat gelmiştir artık. İnternette yapılacak işlerim varsa onları yaparım, bloğumun günlük düzenlemeleri ve incelemelerine göz atarım. İnternet gezintim bitince TVden radyo Nostalji ya da Virgin radyo eşliğinde kitap okurum. Yarınki yemekler ve diğer işleri gözden geçirir, çocukları kontrol eder 24:00 - 01:00 arasında yatağıma yatarım.

Deliksiz uyku derler ya hani, işte uyuduğumda tam dedikleri gibi deliksiz bir uyku çekerim. Belkide bu yüzden 5-6 saat uyku bana yetiyor.

Şimdi belki içinizden "iyide bunlardan bize ne" diyenler çıkabilir. Beni okurken benim hakkımda olumlu ya da olumsuz yorumlarda bulunmadan önce benim hakkımda biraz da olsa bilginiz olsun istedim. Umarım sıkmamışımdır...

Not: Resimdeki ben değilim. Ben elektrikli süpürge kullanırım, benim çocuklar büyük ve de ben erkeğim. :)

3 yorum:

mirza dedi ki...

Sizde ben gibisiniz tek fark çocuk yok çünkü evlenmemiş bir geçkinim :) Düzeni sevmeniz harika o ipin ucu kaçarsa yandık zaten ve ben yalnız yaşıyorum birde. Bence güzel bir 24 saat. Bende İstanbulda yaşayan biri olarak o araba faslına fazlasıyla katılıyorum :) Aman ha aman durumu. Huzurnuz ve afiyetiniz he daim olsun tşkkrlr.

Derviş dedi ki...

Güzel dilekleriniz için teşekkürler. Sizinde her daim huzurunuz sıhhatiniz yerinde olsun. Her şey gönlünüzce olsun.

convaly dedi ki...

Ben gününüzü okurken, yalın ve içten anlatımınızla içinde barındırdığı sıcaklığı hissettim adeta. Boş boş, saatlerce iş yerinizin ya da evinizin camından dışarı bakıyorsanız aslında yaşamıyorsunuz demektir. Zaten yaşamda insanı karamsarlığa, umutsuzluğa sürükleyen de o anlamsız boş saatler değil midir? Yaşamımızın kara delikleri gibidirler ve içimizdeki her şeyi emerler. Kara delikleriniz olmadan dolu dolu süren hayatınızın o sıcaklığının her daim sizinle olması dileğiyle...

Popüler Yayınlar