7 Ocak 2011 Cuma

Denemeler 3 (Şems-i Tebrizi İle Sohbet)






- Bu çok ağır bir ceza değil mi Şems.
- Evet, biraz ağır ama “Hak yolunda ilerlemek yürek işidir,akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun,omzun üstünde ki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil!” Sen yüreğini dinlemedin. Cezasına katlanmak zorundasın.
- Anladım…
- Şunu hiç unutma. Her şeyin bir sebebi vardır ve hiçbir şey göründüğü değildir. Seninde, benimde bütün bunları yaşamamız gerektiği için yaşadık. Yaşadığımız hayatlar bizim elimizdeymiş gibi görünür ama çoğu zaman sen hayata değil hayat sana yön verir. Bazen birileri bu hayatın yön vermelerine daha fazla izin vermez ve işte o zaman dengeler değişir. Aydınlanma adına ilk adım atılmış olur. “Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım ? Diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa,yazık ! Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.” Sen bunları yaşamasaydın bugün burada seninle konuşuyor olmazdım. Herkes dışa önem veriyor. İçe, öze inen yok. Hüdavendigar’ın türbesine gelenlerin hepsi dışla ilgili kişilerdi. Türbenin duvarlarına, süslemelerine, seccadelere, kilimlere , el yazması dualara bakıyorlardı hep. Bir tek sen o ilk gelişinde, görünmeyeni görüyordun. Kimsenin bakmadığına bakıyordun.
Senin bugün buraya gelirken ne düşündüğünü de biliyorum. Sen kendini benim yerime koyarak benim yaşadıklarımı hayal ederek beni anlamayı, seçtin. Bugün kendini Şems gibi hissederek, Şems2in evinden Hüdavendigar’ın yanına hangi yoldan gittiğini, giderken neler yaptığını neler düşündüğünü hissetme umuduyla geldin. Sen gördüklerinle yetinmeyip neler hissettiklerimi de merak ediyordun. Hatta Mevlana ile neler konuştuğumuzu, onunlayken ne yiyip içtiğimizden tut neler giydiğime kadar kafanda canlandırmaya çalıştın. Sen sana gösterilenin arkasını görmeyi denedin.
- Bu benim elimde olmadan sürekli yaptığım bir şey. Aslında bu durumdan şikayetçiyim diyebilirim. Burçları bilir misin ya da hiç duydun mu bilmiyorum ama Ben Terazi burcuyum. Terazi iki taraflı dengedir ama terazi burcuna dengesiz burç derler. Hangisini seçeceğine karar veremez bir türlü. Terazinin hem sağını hem solunu dengelemek zorundasın. Sadece bir tarafına bakarsan diğer tarafın dengesi bozulur ve o baktığın taraftaki şeyde yok olur. Sürekli olarak iki tarafı da düşünmek ve dengelemeye çalışmak ise çok zor. Beynimin iki ayrı lobu iki ayrı motor gibi ve bir biri ile yarışırcasına çalışıyor. Bu durum beni çok yoruyor. İnsanlar spor yaparak ya da hareket yaparak ve beslenmelerine dikkat ederek zayıflamaya çalışıyorken ben çoğu gün bir kaç yüz metre yürümekten başka bir şey yapmadığım ve sürekli bir şeyler yediğim halde besinlerden aldığım enerjinin büyük bir kısmını bu işe harcıyorum.
Bu cefanın sefası fazlasıyla aldığını düşünüyorum. Dünyada gerçek aşkı tanımayan o kadar çok kişi var ki Sen bunları bilmiyorsun. Herkes kendini aşık zanneder. Herkesin aşkı en büyük aşktır kendince. Ama gerçek aşklar öyle sık sık olmaz. Gerçek aşkın değerini bilenlere tanınan bir ayrıcalıktır bu. Gördüğü bir güzele hemen aşık olup birkaç gün sonra da aşkı sönenlerle karıştırma bunu. Hani “Mecnun'a demişler, "-Yahu bu kadar övdüğün, senin Leyla'n pek güzel bir şey değilmiş!" Mecnun gülmüş..., "-Sen onu benim gözümle bir görebilsen!" demiş..” İşte aşk böyle bir şeydir. Başkalarının göremediğini gören gözler fark edebilir sadece.

5 yorum:

uçurtma avcısı dedi ki...

diğerleri gibi çok güzel.... emeğine sağlık...

Naz dedi ki...

Mevlana Hudavendgar bize nazar kılalı
Anun görklü nazarı gönlümüz aynasıdır.
(Yunus Emre)

DERVİŞ dedi ki...

@ uçurtma avcısı : Beğendiğinize sevindim. Teşekkürler yorum için

@ Naz : Çok güzel ve öz bir yorumdu. Teşekkürler.

Sishyphos dedi ki...

Çook zor çok terazi olma hali. Yaşayan bilir anca:D

Sishyphos dedi ki...

Yürü be terazi:D
Bana akıl verirken benim de terazi olduğumu unutmasan keşke :)

7 Ocak 2011 Cuma

Denemeler 3 (Şems-i Tebrizi İle Sohbet)






- Bu çok ağır bir ceza değil mi Şems.
- Evet, biraz ağır ama “Hak yolunda ilerlemek yürek işidir,akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun,omzun üstünde ki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil!” Sen yüreğini dinlemedin. Cezasına katlanmak zorundasın.
- Anladım…
- Şunu hiç unutma. Her şeyin bir sebebi vardır ve hiçbir şey göründüğü değildir. Seninde, benimde bütün bunları yaşamamız gerektiği için yaşadık. Yaşadığımız hayatlar bizim elimizdeymiş gibi görünür ama çoğu zaman sen hayata değil hayat sana yön verir. Bazen birileri bu hayatın yön vermelerine daha fazla izin vermez ve işte o zaman dengeler değişir. Aydınlanma adına ilk adım atılmış olur. “Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım ? Diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa,yazık ! Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.” Sen bunları yaşamasaydın bugün burada seninle konuşuyor olmazdım. Herkes dışa önem veriyor. İçe, öze inen yok. Hüdavendigar’ın türbesine gelenlerin hepsi dışla ilgili kişilerdi. Türbenin duvarlarına, süslemelerine, seccadelere, kilimlere , el yazması dualara bakıyorlardı hep. Bir tek sen o ilk gelişinde, görünmeyeni görüyordun. Kimsenin bakmadığına bakıyordun.
Senin bugün buraya gelirken ne düşündüğünü de biliyorum. Sen kendini benim yerime koyarak benim yaşadıklarımı hayal ederek beni anlamayı, seçtin. Bugün kendini Şems gibi hissederek, Şems2in evinden Hüdavendigar’ın yanına hangi yoldan gittiğini, giderken neler yaptığını neler düşündüğünü hissetme umuduyla geldin. Sen gördüklerinle yetinmeyip neler hissettiklerimi de merak ediyordun. Hatta Mevlana ile neler konuştuğumuzu, onunlayken ne yiyip içtiğimizden tut neler giydiğime kadar kafanda canlandırmaya çalıştın. Sen sana gösterilenin arkasını görmeyi denedin.
- Bu benim elimde olmadan sürekli yaptığım bir şey. Aslında bu durumdan şikayetçiyim diyebilirim. Burçları bilir misin ya da hiç duydun mu bilmiyorum ama Ben Terazi burcuyum. Terazi iki taraflı dengedir ama terazi burcuna dengesiz burç derler. Hangisini seçeceğine karar veremez bir türlü. Terazinin hem sağını hem solunu dengelemek zorundasın. Sadece bir tarafına bakarsan diğer tarafın dengesi bozulur ve o baktığın taraftaki şeyde yok olur. Sürekli olarak iki tarafı da düşünmek ve dengelemeye çalışmak ise çok zor. Beynimin iki ayrı lobu iki ayrı motor gibi ve bir biri ile yarışırcasına çalışıyor. Bu durum beni çok yoruyor. İnsanlar spor yaparak ya da hareket yaparak ve beslenmelerine dikkat ederek zayıflamaya çalışıyorken ben çoğu gün bir kaç yüz metre yürümekten başka bir şey yapmadığım ve sürekli bir şeyler yediğim halde besinlerden aldığım enerjinin büyük bir kısmını bu işe harcıyorum.
Bu cefanın sefası fazlasıyla aldığını düşünüyorum. Dünyada gerçek aşkı tanımayan o kadar çok kişi var ki Sen bunları bilmiyorsun. Herkes kendini aşık zanneder. Herkesin aşkı en büyük aşktır kendince. Ama gerçek aşklar öyle sık sık olmaz. Gerçek aşkın değerini bilenlere tanınan bir ayrıcalıktır bu. Gördüğü bir güzele hemen aşık olup birkaç gün sonra da aşkı sönenlerle karıştırma bunu. Hani “Mecnun'a demişler, "-Yahu bu kadar övdüğün, senin Leyla'n pek güzel bir şey değilmiş!" Mecnun gülmüş..., "-Sen onu benim gözümle bir görebilsen!" demiş..” İşte aşk böyle bir şeydir. Başkalarının göremediğini gören gözler fark edebilir sadece.

5 yorum:

uçurtma avcısı dedi ki...

diğerleri gibi çok güzel.... emeğine sağlık...

Naz dedi ki...

Mevlana Hudavendgar bize nazar kılalı
Anun görklü nazarı gönlümüz aynasıdır.
(Yunus Emre)

DERVİŞ dedi ki...

@ uçurtma avcısı : Beğendiğinize sevindim. Teşekkürler yorum için

@ Naz : Çok güzel ve öz bir yorumdu. Teşekkürler.

Sishyphos dedi ki...

Çook zor çok terazi olma hali. Yaşayan bilir anca:D

Sishyphos dedi ki...

Yürü be terazi:D
Bana akıl verirken benim de terazi olduğumu unutmasan keşke :)

Popüler Yayınlar