4 Ocak 2010 Pazartesi

Sevgi Testi



John Blanchard banktan ayağa kalktı, askeri üniformasını düzeltti
ve ana terminale giden insan kalabalığını inceledi. Yüzünü değil, ama
kalbini- tanıdığıve üzerinde gül olan kızı aradı. Ona olan
ilgisi 13 ay önce, Florida kütüphanesinde başlamıştı.

Raftan aldığı bir kitabın içindeki yazılar değil ama kenarında gördüğü,
kurşun kalemle yazılmış bir not onu etkilemişti.Yumusak el yazısı
düşünceli bir ruhu ve akıllı bir zekayı yansıtıyordu. Kitabın ön yüzünde,
ilk sahibinin adını farketmişti: Miss.Hollis Maynell. Uzun zaman çaba
harcayarak adresini bulmuştu. New York'ta yaşıyordu. Ona kendini tanıtan
bir mektup yazdı ve yazışmayı teklif etti. Bir sonraki gün II. Dünya Savaşına
katılmak için denize açılmıştı. Sonraki bir yıl ve bir ay boyunca her ikisi
de posta yoluyla birbirlerini daha iyi tanıdılar. Her bir mektup, verimli bir
tarlaya atılan tohum gibi, kalplerinde bir aşk doğurdu. Blanchard bir resim
göndermesini rica etti, fakat o göndermeyi reddetti. Eğer gerçekten kendisi
ile ilgileniyorsa, neye benzediğinin önemli olmayacağını düşünmüştü

Avrupa'dan dönme vakti geldiginde, ilk bulusmalarını kararlaştırdılar:
New York Ana terminali saat: 19:00. "Beni üzerimdeki gülden tanıyacaksın.
" diye yazmıstı kız. Böylece saat 19:00'da kalbini sevdiği fakat yüzünü görmediği
kızı arıyordu. Size Mr. Blanchard 'ın ağzından neler oldugunu yazıyorum:
Genç bir bayan bana doğru geliyordu. İnce ve uzun boyluydu. Sarı saçları
mükemmel kulaklarının arkasından dalgalar halinde sırtına uzanıyordu.
Gözleri çiçekler gibi maviydi. Dudaklarının ve çenesinin narin bir sertliği
vardı ve soluk yeşil elbisesi içerisinde canlanan ilkbahar gibiydi. Gül taşıması
gerektiğini unutarak ona dogru hamle yaptım. Hareket ettiğimde, dudaklarında
küçük kışkırtıcı bir gülümse belirdi ve "Benimle mi geliyorsun, denizci?"
diye mırıldandı. Tamamen iradem dışında ona doğru bir adım daha attım ve
o zaman Hollis Maynell'i gördüm.Tam olarak kızın arkasında duruyordu.
Kırk yaşını geçmis, gri saçlarını yıpranmış bir şapka altına saklamış
bir kadındı. Şişmandı ve kalın bilekli ayakları alçak topuklu ayakkabıların
içine zor girmişti. Yeşil elbiseli kız hızlı bir şekilde uzaklaşıyordu.
Kendimi ikiye bölünmüs gibi hissettim. Onu takip etme arzum çok güçlüydü
ve aynı zamanda ruhu benimle arkadaşlık etmiş ve destek vermiş kadına karşı
duyduğum özlem de çok derindi. Ve orada duruyordu. Onun soluk, şişman suratı
kibar ve duyguluydu. Gri gözleri sıcak ve parıltılıydı. Tereddüt etmedim.
Parmaklarim onu bana tanitan küçük, mavi eski kitabi sıkıyordu. Bu ask
olamazdi, ama özel bir sey olabilirdi. Belki asktan daha güzel birsey,
mükemmel bir arkadaslik olmaliydi bu. Duydugum hayal kirikliginin
sesimi bogmasina ragmen, omuzlarimi kaldirip, onu selamladim ve kitabi
uzattim. "Ben Lieutenant John Blanchard, ve siz de Miss. Maynell
olmalisiniz. Benimle buluşabildiğinize çok sevindim. Sizi yemeğe
davet edebilir miyim?"Kadının suratı toleranslı bir gülümse
ile genisledi. " Bunun ne oldugunu bilmiyorum, oğlum."
Diye cevap verdi."fakat demin yanından geçen yeşil giysili kadın,
bu gülü yakama takmam için ısrar etti. Ve eğer beni yemeğe davet
edecek olursan, caddenin karşısındaki büyük restaurantta seni
bekliyorolacağınısöyledi. Bunun bir çesit test olduğunu da söyledi".

1 yorum:

bahar gelsin dedi ki...

bu da sevdiğim bir hikaye yeniden okumak iyiydi

4 Ocak 2010 Pazartesi

Sevgi Testi



John Blanchard banktan ayağa kalktı, askeri üniformasını düzeltti
ve ana terminale giden insan kalabalığını inceledi. Yüzünü değil, ama
kalbini- tanıdığıve üzerinde gül olan kızı aradı. Ona olan
ilgisi 13 ay önce, Florida kütüphanesinde başlamıştı.

Raftan aldığı bir kitabın içindeki yazılar değil ama kenarında gördüğü,
kurşun kalemle yazılmış bir not onu etkilemişti.Yumusak el yazısı
düşünceli bir ruhu ve akıllı bir zekayı yansıtıyordu. Kitabın ön yüzünde,
ilk sahibinin adını farketmişti: Miss.Hollis Maynell. Uzun zaman çaba
harcayarak adresini bulmuştu. New York'ta yaşıyordu. Ona kendini tanıtan
bir mektup yazdı ve yazışmayı teklif etti. Bir sonraki gün II. Dünya Savaşına
katılmak için denize açılmıştı. Sonraki bir yıl ve bir ay boyunca her ikisi
de posta yoluyla birbirlerini daha iyi tanıdılar. Her bir mektup, verimli bir
tarlaya atılan tohum gibi, kalplerinde bir aşk doğurdu. Blanchard bir resim
göndermesini rica etti, fakat o göndermeyi reddetti. Eğer gerçekten kendisi
ile ilgileniyorsa, neye benzediğinin önemli olmayacağını düşünmüştü

Avrupa'dan dönme vakti geldiginde, ilk bulusmalarını kararlaştırdılar:
New York Ana terminali saat: 19:00. "Beni üzerimdeki gülden tanıyacaksın.
" diye yazmıstı kız. Böylece saat 19:00'da kalbini sevdiği fakat yüzünü görmediği
kızı arıyordu. Size Mr. Blanchard 'ın ağzından neler oldugunu yazıyorum:
Genç bir bayan bana doğru geliyordu. İnce ve uzun boyluydu. Sarı saçları
mükemmel kulaklarının arkasından dalgalar halinde sırtına uzanıyordu.
Gözleri çiçekler gibi maviydi. Dudaklarının ve çenesinin narin bir sertliği
vardı ve soluk yeşil elbisesi içerisinde canlanan ilkbahar gibiydi. Gül taşıması
gerektiğini unutarak ona dogru hamle yaptım. Hareket ettiğimde, dudaklarında
küçük kışkırtıcı bir gülümse belirdi ve "Benimle mi geliyorsun, denizci?"
diye mırıldandı. Tamamen iradem dışında ona doğru bir adım daha attım ve
o zaman Hollis Maynell'i gördüm.Tam olarak kızın arkasında duruyordu.
Kırk yaşını geçmis, gri saçlarını yıpranmış bir şapka altına saklamış
bir kadındı. Şişmandı ve kalın bilekli ayakları alçak topuklu ayakkabıların
içine zor girmişti. Yeşil elbiseli kız hızlı bir şekilde uzaklaşıyordu.
Kendimi ikiye bölünmüs gibi hissettim. Onu takip etme arzum çok güçlüydü
ve aynı zamanda ruhu benimle arkadaşlık etmiş ve destek vermiş kadına karşı
duyduğum özlem de çok derindi. Ve orada duruyordu. Onun soluk, şişman suratı
kibar ve duyguluydu. Gri gözleri sıcak ve parıltılıydı. Tereddüt etmedim.
Parmaklarim onu bana tanitan küçük, mavi eski kitabi sıkıyordu. Bu ask
olamazdi, ama özel bir sey olabilirdi. Belki asktan daha güzel birsey,
mükemmel bir arkadaslik olmaliydi bu. Duydugum hayal kirikliginin
sesimi bogmasina ragmen, omuzlarimi kaldirip, onu selamladim ve kitabi
uzattim. "Ben Lieutenant John Blanchard, ve siz de Miss. Maynell
olmalisiniz. Benimle buluşabildiğinize çok sevindim. Sizi yemeğe
davet edebilir miyim?"Kadının suratı toleranslı bir gülümse
ile genisledi. " Bunun ne oldugunu bilmiyorum, oğlum."
Diye cevap verdi."fakat demin yanından geçen yeşil giysili kadın,
bu gülü yakama takmam için ısrar etti. Ve eğer beni yemeğe davet
edecek olursan, caddenin karşısındaki büyük restaurantta seni
bekliyorolacağınısöyledi. Bunun bir çesit test olduğunu da söyledi".

1 yorum:

bahar gelsin dedi ki...

bu da sevdiğim bir hikaye yeniden okumak iyiydi

Popüler Yayınlar